Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
Zeus

Türkiye Nüfus Özellikleri Nedir

Sponsorlu Bağlantılarx

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
—Nüfus artışı yüksektir
—Genç nüfus fazladır.
—Aktif nüfus fazladır.(çalışabilecek nüfus). Çalışma çağındaki nüfustur. Çalışan nüfus ya da faal nüfus da denir.
—İşsizlik oranı fazladır.
—Sağlık, eğitim ulaşım sorunları yaşanmaktadır.
—Nüfusun büyük bir kısmı tarım sektöründe çalışmaktadır.
—Bağımlı nüfus fazladır.
—Ortalama yaşam süresi azdır.
—Kırsal kesimde kadın nüfusu fazladır.(göç nedeniyle)
—Kentsel nüfus en fazla Marmara bölgesinde, kırsal nüfus en fazla Karadeniz bölgesindedir.
—Kentsel nüfus fazladır(göç sonucu)
—Tabanı geniş ve kenarları içe dönük nüfus piramidi Türkiye nüfus yapısını gösterir.
—Kısacası nüfusun sayısal değerlerinden çok o, nüfusun nitelikleri önemlidir. Nüfus yapısı dikkate alınarak, ülkenin kalkınması hazırlanır ve daha gerçekçi olur.
Örneğin; kalkınmakta olan bir ülke eğitim çağına girenlere eğitim kurumları, çalışma çağına girenlere iş olanakları sağlamak durumundadır.

Bununla ilgili planlamaların yapılabilmesi için nüfus yapısının özelliklerini bilmemiz gerekir.

1) Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı
Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı genel yapısı ve ülkedeki doğurganlık oranı hakkında bilgi edinmemize yardımcı olur.
Nüfusun yaş gruplaması şu şekilde yapılır:

0-14 arası genç nüfus
15-64 arası olgun nüfus (aktif nüfus)
65-+ arası yaşlı nüfus

0-4,5-9,10-14,15-19 dar aralıklı
0-14,15-64,65-+ geniş aralıklı

Ülke nüfusunun bu şekilde yaş gruplarına göre belirlenmesi, örneğin çalışma çağındaki nüfusun tespiti ona göre iş ortamları ortaya çıkarmak için önemlidir. Ayrıca genç nüfusun bilinmesi ile okul çağındaki nüfusa göre eğitim hizmetleri oluşturulur.
Not: yapılan gruplandırma sonucunda, yaş gruplarına göre dağılım ortaya çıkan ve buna bakarak o ülkenin yaş özellikleri hakkında bilgi sahibi oluruz.
Nüfus oranı:
0-14 %30
15-64 %64
65-+  %6
Görüldüğü gibi ülkemizde genç nüfus oranı fazladır. Bunun nedeni nüfus artış hızının fazla olmasıdır.
Bu durum nüfusumuzun genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Ancak ülkemizde genç nüfus oranın fazla olması beslenme, eğitim sağlık gibi yatırımların arttırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu alanlarda yapılan yatırımlara demografik yatırımlar denir.

Nüfusumuzun %64, 15-64 yaş grubu arasında yer alır. Bu oran ülkemizde üretime katkıda bulunabilecek büyük bir iş gücü potansiyelinin olduğunu göstermektedir. Ancak ülkemizde işsizlik önemli bir sorundur ve yatırımlar hızlı nüfus artışının yanında yetersiz kalmaktadır.

Nüfusumuzun %6 sı 65 yaş ve üstü yaş grupları içinde yer almaktadır. Ortalama yaşam süresi ve yaşlı nüfus oranı bir ülkenin hayat standardını ve gelişme düzeyini gösteren en önemli ölçütlerdendir.

Not: ülkemizde yaşlı nüfus oranı son yıllarda artmaktadır. Bu durumun nedeni tıptaki ve yaşam koşullarındaki gelişmelerin payı büyüktür.
Genel olarak nüfus piramitlerine bakarak ülkenin doğum oranları hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Piramidin tabanı geniş ise nüfus artış hızı fazla, dar ise nüfus artış hızı düşüktür.

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri
Nüfusumuzun Yapısı
Bir ülkenin nüfusundaki kadın-erkek sayısı ve yaş dilimlerine göre nüfus miktar ve oranları analiz edilmesi gereken ve sosyo-ekonomik özelliklere sahip değişkenlerdir.
1. Cinsiyet Yapısı
Bilindiği gibi dünya üzerindeki bütün toplumlarda doğumda erkek çocuk sayısı kız çocuğu sayısından fazladır ve 100 kız doğumuna karşılık 102-109 erkek çocuk doğmaktadır.
Yani erkek çocuk doğumu kabaca %5 fazladır. Bunun bilimsel açıklaması henüz kesinleşmiş değildir. Buna karşılık her yaş grubunda erkeklerde ölüm oranları daha fazla olduğundan doğumdaki bu erkek fazlalığı yaşlar ilerledikçe azalmakta, 20-39 yaşlar arasında dengelenmekte ve daha ileriki yaşlarda ise kadınların çoğunluğu artmaktadır.Ülkemizde 1940 yılına kadar kadın nüfusun erkek nüfusa oranla fazla olduğu görülmektedir.
Türkiye Nüfus Dağılımı
Nüfus Dağılım
Bir ülkenin nüfusunun cins bileşimi demografik nedenlerden çok toplumsal bazı olaylarla ilgilidir. Bunlardan en önemlisi savaşlar ve göçlerdir. Gerçekten tarihin en eski dönemlerinden beri savaşlara istisnalar dışında hep erkek nüfus katılır ve yine bu nüfus kütlesi yitirilir. Örneğin; bugün Almanya, İngiltere ve Japonya gibi ülkelerin nüfuslarında çok belirgin bir erkek nüfusu azlığı vardır. Türkiye'de ise 1940'lara kadar önce kadın nüfus fazla olduğu halde, daha sonraki yıllarda erkek nüfus toplam kadın nüfusumuza üstünlük sağlamıştır. Şüphesiz bu durumun ortaya çıkmasında I. Dünya savaşında ve Milli Mücadele yıllarında kaybettiğimiz erkek nüfus miktarının fazlalığı en önemli etkendir.
Nüfusumuzun cinsiyet yapısında ortaya çıkan bu genel tablo ancak global bilgi vermekte ve diğer ülkelerle karşılaştırmak bakımından faydalı olmaktadır. Oysa konu, bölgeler, iller ve hatta köyler bakımından incelendiğinde genel nüfus planlamalarına ışık tutabilecek anlam taşır. Nitekim göç veren illerimizin hemen hemen yarısında kadın nüfus oranı yüksektir. Geri kalan yarısında ise Genel Cinsiyet Oranı 100'ün üzerinde olmasına rağmen çoğunun önemli miktarda asker nüfusunu barındırmasını dikkat çekicidir. Göç alan illerin tümünde istisnasız erkek nüfus miktarı daha fazladır. Hatta Tekirdağ ve Bilecik gibi hem göç alan, hem de sınırları içinde büyük askeri birliklerin bulunduğu illerde cinsiyet oranı daha da artmaktadır (Tekirdağ 115.0, Bilecik 107.6). Genel Cinsiyet oranının en düşük olduğu illerimiz ise 100 kadına düşen 90.6 erkek ile Sinop ve 91.7 erkek ile Gümüşhane'dir. Diğer taraftan yine ülke içi göç ile ilgili olarak kırsal alanlarda kadın, şehirsel yerleşmelerde ise erkek nüfusunun fazla olduğu görülmektedir.
Türkiye Nüfus Dağılımı
2. Yaş Yapısı
Özellikle sosyo-ekonomik amaçlı planlamalarda, nüfus miktarı kadar önem taşıyan bir başka kriter de ülkenin "Nüfus Yaş Yapısı"dır. Bu terim bir nüfus kitlesinin belirlenmiş yaş gruplarına göre bileşim durumunu tanımlar. Nüfusun yaş gruplarına bölünüp analiz edilmesi başta çalışabilir ve çalışmayan nüfusun ortaya çıkartılmasında son derece önemlidir. Birleşmiş Milletler ölçütlerine göre 0-14 yaş arasındakiler çocuk, 15-64 gruplarındakiler yetişkin veya çalışabilir nüfus ya da faal nüfus, 65 yaş ve üzeri ise yaşlı nüfus olarak sınıflandırılır. Ülkemizde de başta Devlet Planlama Teşkilatı ve Devlet İstatistik Enstitüsü olmak üzere işgücü değerlendirmelerine yönelik çalışmalarda bu sınıflandırma kullanılmaktadır. Yine sıkça kullandığımız bir başka sınıflandırma ise yaş grupları 0-4, 5-9, 10-14, 15-19, .....80-94, 85+ şeklinde olup daha dar aralıklıdır.
Yaş Piramidi
Yukarıdaki yaş piramitlerini incelediğimizde üstteki 1950 yılına ait piramitte çocuk yaşındaki nüfusun fazla, dolayısıyla doğum oranının yüksek olduğu görülmektedir. Alttaki 1990 piramidine göre ise 0-4 yaş grubunun azaldığı ve buna bağlı olarak nüfus artış hızımızın da azalma eğilimine girdiği görülmektedir. Bir ülke nüfusunun yaş gruplarına göre dağılımı bize aynı zamanda o ülkenin gelişmişlik düzeyi hakkında da bilgi verir. Gelişmiş ülkelerde nüfusun %30'dan azını çocuklar, %15 kadarını da yaşlılar oluşturur. Az gelişmiş ülkelerde çocukların payı %40-55 arasında değişirken yaşlı nüfusun payı %4-8 arasındadır. Bu ölçüt esas alındığında Türkiye az gelişmiş ülkelerle gelişmiş ülkeler arasında ve gelişmekte olan ülkeler sınıfındadır.
Yaş Bağımlılık Oranı
3. Yaş Bağımlılık Oranı
Toplumdaki üretim faaliyetlerine katılmadıkları varsayılan 0-14 yaş grubu ile 65 ve daha yukarı yaşlardaki nüfusa "Bağımlı Nüfus" adı verilir ve bir nüfus kitlesinde bağımlılık oranı şöyle hesaplanır:
Yaş bağımlılık oranı, aktif nüfus olan 15-64 yaş grubundaki her 100 kişinin teorik olarak bakmak zorunda olduğu çocuk ve yaşlı nüfusu belirtmesi bakımından anlamlıdır. Türkiye'de bu oran 1990 verilerine göre 64, 68'dir ve 1970'den itibaren düşme eğilimindedir. Kuşkusuz bu trend olumludur. Çünkü bir ülkede bağımlılık oranının yüksek olması kalkınmanın gerçekleşmesine olumsuz etki eder. Nitekim gelişmiş ülkelerin bağımlılık oranlarına baktığımızda kabaca %50'lerde olduğunu görürüz.
Oysa bu oran komşularımızdan Suriye'de %100'e yakın, Irak ve İran'da ise %80 civarındadır.
4. Medyan Yaş
Ülkelerin nüfusunun genç mi yoksa yaşlı mı olduğu veya yaşlanma sürecinde mi olduğu sorularına cevap verebilmek için ise o ülkenin tüm nüfusunu kapsayacak şekilde bir ortalama yaş hesabına başvurulur ki, buna "Medyan Yaş" diyoruz. Medyan yaş, bir ülkenin bütün fertleri, yaşlarına göre, yani yeni doğan çocuktan en yaşlı ihtiyara göre sıralandıkları takdirde tam ortaya isabet eden kişinin yaşıdır. Bu nedenle toplam nüfusun yarısı medyan yaşın altında diğer yarısı ise üstünde bulunur. Şüphesiz medyan yaş düştükçe nüfusun gençleştiği yükseldikçe yaşlandığı anlaşılır. Ayrıca gelişmiş ülkelerde medyan yaş yüksek, az gelişmiş ülkelerde düşüktür. Örneğin gelişmiş Batı avrupa ülkelerinde medyan yaş 30'un üstünde, az gelişmiş ülkelerde 20'nin altındadır. Türkiye'de ise 1990 yılına ait medyan yaş değeri 22.21'dir.
Ayrıca 1970 yılından bu yana sürekli bir artış içerisindedir (1970 yılında 18.95 idi).
5. Eğitim Durumu
Bir ülkeyi diğer ülkelerle karşılaştırırken ekonomik göstergelerin yanında sosyal göstergeler de kullanılmaktadır. Eğitim sektörü, sosyal göstergeler içinde, ekonominin ihtiyaç duyduğu kaliteli nüfusu yetiştiren temel kaynaktır. Nitekim Japonya ve İsrail örneğinde olduğu gibi eğitim düzeyi yüksek, kaliteli bir nüfus, en olumsuz şartlarda bile kalkınmayı gerçekleştirebilmektedir. Türkiye de eğitim konusunda gerçekten önemli hamleler yapmış bir ülkedir. Ancak varılan nokta, olması gerekenden geridir. Nitekim 1927 yılında 6 yaş ve üstü nüfus dikkate alındığında genel nüfusumuzun sadece %10.6 'sı okur yazarken, 1990'da 80.46'ya çıkmıştır. Ancak okuryazar olmayan nüfusun %71 'i maalesef kadın nüfustur. Ayrıca Türkiye'de 1990 yılında okuma-yazma bilenlerin %77.1 'inin herhangi bir okuldan mezun olmayanlar ile ilkokul mezunu olanlardan meydana gelmesi üzücüdür. Okur-yazar olan nüfus içinde orta ve dengi okullardan mezun olanların oranı %9.4, lise ve dengi okul mezunlarının oranı %9.6, yüksekokul ve fakülte mezunu olanların oranı ise sadece 3.9'dur.
6. Doğum ve Ölümler
Nüfus kitlelerinin başlıca değişkenlerinden biri de doğumlar ve ölümlerdir. Ülke nüfusunda 15-49 yaşları arasındaki 1000 kadın başına düşen yıllık doğum sayısına "genel doğum oranı" denir. Buna karşılık, herhangi bir yaş dilimi olmaksızın 1000 nüfus başına düşen yıllık ölüm sayısına "genel ölüm oranı" denmektedir.
Ülke nüfusunda doğum ve ölüm oranları arasındaki fark o ülkenin doğal nüfus artış hızını verir ve göçlerden arındırılmış bulunduğundan daha anlamlıdır. Türkiye'de gerek doğum ve gerekse ölüm oranları 1950'li yıllardan itibaren giderek düşmektedir.
Nüfus Doğum Ölüm Oranı

Nitekim 1950-55 yılları arasını kapsayan beş yıllık dönem için doğum oranı %46, ölüm oranı ise %25 iken, 1985-90 devresinde bu değerler doğum oranında %28'e, ölüm oranında %6'ya kadar düşmüştür. Ölüm oranlarının düşmesi sosyal ve ekonomik yaşantıdaki iyileşmelerin açık bir göstergesidir. Doğum oranlarının düşüşü ise daha ziyade sanayileşme ve şehirleşme olguları ile ilgilidir. Çünkü sanayileşme ve şehirleşme (bir anlamda gelişme) sürecindeki ülkelerde ailelerin yapmayı düşündüğü ve ihtiyaç duyduğu çocuk sayısı yıldan yıla azalmaktadır. Zaten gelişmekte olan ülkelerde sosyo-ekonomik kalkınma ile ters orantılı olarak doğal nüfus artış hızının, başka kelimelerle doğum ile ölüm oranları arasındaki farkın düşmesi adeta demografik bir kural gibidir. Bu nedenle Türkiye nüfus artış hızının yüksek olması sebebiyle paniğe kapılmak bizce yersizdir. Çünkü bugünün gelişmiş toplumları da aynı süreci geçmişte yaşamışlar ve günümüzde artık nüfus artış hızını yükseltici politikalar üretmeye başlamışlardır.
7. Aile Nüfus Sayısı Büyüklüğü
Aile büyüklüğümüz bakımından çeşitli araştırmalarda 5 sayısı esas alınmaktadır. Ancak bu rakam ülke geneli için bir fikir vermekle birlikte, ilden ile, kırdan-şehire çok büyük farklılıklar arzeder. Gerçekten Doğanay'ın 1980'li yılların başında Erzurum il merkezi içinde yaptığı bir araştırmada bu değerin 7,3 dolayında olduğu belirlenmişti.
Hatta gecekondu semtlerinde 9-17 kişiye ulaşan geniş aile yapılarına sıkça rastlanmıştı. Tahmin edilebileceği gibi bu değerler gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında oldukça yüksektir.1990 nüfus sayımı verilerine bakılırsa, Türkiye'de aile sayısının 11.2 milyona yaklaştığı anlaşılmaktadır. Bunların kabaca %66'sı 1-5 kişilik, %28'i 6-10 kişilik, %6'sı ise 10 ve daha fazla nüfusu barındıran ailelerdir.


Türkiye Nüfus Özellikleri Resimleri

  • 1
    Bu resime açıklama eklenmemiş. 3 yıl önce

    Bu resime açıklama eklenmemiş.

  • 1
    Türkiye Nüfus Piramidi 1 gün önce

    Türkiye Nüfus Piramidi

Türkiye Nüfus Özellikleri Sunumları

  • 1
    Önizleme: 1 gün önce

    Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Slayt Sunum PPTX

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    TÜRKİYE’NİN NÜFUS ÖZELLİKLERİ Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri1

    2. Sayfa
    TÜRKİYE NÜFUSUNUN YAPISAL ÖZELLİKLERİNüfusun Yaş Gruplarına Göre DağılımıNüfusun Cinsiyete Göre DağılımıÇalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına DağılımıTürkiye Nüfusunun Eğitim Durumu2

    3. Sayfa
    A) Nüfusun Yaş Gruplarına Göre DağılımıNüfusun yaş gruplarına göre belirlenmesi ve izlenmesi planlama açısından büyük önem taşır. Genel olarak;0-14 yaş arası çocuk (genç),15-64 yaş arası yetişkin (olgun)65 yaştan yukarısı yaşlı nüfus olarak tanımlanır.3

    4. Sayfa
    Türkiye nüfusu ile ilgili demografik göstergeler (2013)Toplam nüfus: 76.667.864Nüfus artış hızı (‰) : 12,1Nüfus yoğunluğu: 98 kişi/km²Toplam doğurganlık hızı (kadın başına): 2,16Çocuk doğurmada ortalama yaş: 27,1Doğumlar: 1.283.062Ölümler: 485.000Toplam yaş bağımlılık oranı: %51 (%82’si genç bağımlı, %18’i yaşlı bağımlı)4

    5. Sayfa
    Çocuk sayısına bakarak sağlıklı beslenme ve kaliteli eğitim ortamları hazırlama, Yetişkin sayısına göre iş alanları yatama, meslek edindirme, konut gereksinimini karşılama, Yaşlı nüfus oranına göre de bu insanların sağlık ve bakım sorunlarını çözme yönünde planlama yapmak için nüfusun yaş yapısı göz önüne alınır.Özellikle sosyal güvenlik sistemleri için yaş yapısını bilmek önemlidir.5

    6. Sayfa
    6

    7. Sayfa
    Türkiye nüfusunun en önemli özelliği genç ve dinamik bir yapıya sahip olmasıdır. 2013 nüfus sayımına göre 0-25 yaş arasındaki grubun toplam nüfus içindeki payı %43’e yakındır. Türkiye bu haliyle Avrupa’nın en genç nüfusa sahip ülkesidir.7

    8. Sayfa
    B) Nüfusun Cinsiyete Göre DağılımıNüfusun cinsiyet yapısı kadın ve erkek nüfusunu ifade eder.Kadın ve erkek nüfustaki dengesizlik toplumsal, ekonomik, siyasal ve askeri sorunların gündeme gelmesine neden olabilir.Doğurgan çağdaki kadın sayısının azlığı, doğum oranlarının gerilemesine yol açabilir.8

    9. Sayfa
    Aynı şekilde erkek nüfusunun azlığı da çalışma hayatında ve Türkiye gibi askerliğin yasal bir yükümlülük olduğu ülkelerde ülke savunmasında sıkıntılar doğmasına neden olabilir.Yine cinsiyetlerden birinin belirgin sayıda az olması sosyolojik ve psikolojik sorunları arttırabilir (toplumsal düzenden yozlaşma, suç oranında yükselme, ruh sağlığında bozulma gibi).9

    10. Sayfa
    Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusumuzun cinsiyet yapısı I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşımaktadır. Erkeklerin savaşlarda öncelikli olarak yer alması kadınlara göre sayılarının daha az olmasına neden olmuştur. Son sayım yıllarında ise erkek nüfusu bir miktar fazla ise de genelde dengeli bir durum olduğu söylenebilir.10

    11. Sayfa
    {5C22544A-7EE6-4342-B048-85BDC9FD1C3A}İllerErkekKadınİstanbul5.088.0004.930.000İzmir1.699.0001.672.000Kocaeli625.000581.000Kastamonu182.000194.000Kırşehir125.000129.000Sinop110.000114.000Kars169.000156.000Erzincan169.000148.000 Bazı illerde erkek ve kadın nüfus miktarları (2004) Kaynak: TÜİK, 200411

    12. Sayfa
    Bir yerdeki kadın ve erkek nüfus sayısı arasındaki farkı etkileyen faktörler çeşitlidir:Sanayinin geliştiği ve iş olanaklarının fazla olduğu yerler göçün hedef alanıdır. Bu alanlarda erkek nüfus, göç yoluyla nüfus kaybeden alanlarda ise kadın nüfus sayısı fazladır. Örneğin İstanbul, İzmir ve Kocaeli’de erkek nüfus kadın nüfustan fazladır. Buna karşın Kastamonu, Kırşehir, Sinop gibi iller göç verdiği için kadın nüfusun daha yoğun olduğu yerlerdendir.12

    13. Sayfa
    Askeri birliklerin bulunduğu merkezlerde erkek nüfus fazlalığı daha ileri boyutlardadır. Örneğin Sarıkamış, Polatlı ve Foça’da nüfusun ¾‘ü erkektir.Turizm faaliyetlerinin canlı olduğu yörelerde sezonluk iş bulma şansının yüksekliği nedeniyle çalışmaya gelen nüfus içinde erkekler çoğunluğu meydana getirdiğinden, genel cinsiyet oranında erkek nüfus fazlalık göstermektedir. Bodrum, Marmaris, Side, Kemer, Kaş gibi yerler bu duruma örnek gösterilebilir.13

    14. Sayfa
    İnşaat ve bayındırlık işlerinde çalışanların neredeyse tamamı erkek nüfustan oluşmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de konut, fabrika, enerji santrali ve yol yapımı faaliyetlerinin yoğun olduğu alanlarda erkek nüfus fazlalığı göze çarpar.Son yıllarda göç hareketleri nedeniyle Türkiye’de kırsal alanlarda kadın nüfusunun, şehirsel alanlarda ise erkek nüfusunun daha fazla olduğu görülmektedir.14

    15. Sayfa
    C) Çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına DağılımıÜlkelerin gelişmişlik ölçütlerinden biri de toplam nüfus içindeki aktif nüfus oranı ve aktif nüfusun faaliyet kollarına göre dağılımıdır.15-64 yaşları arasındaki aktif nüfus içinde belirli bir işi olan nüfusa çalışan nüfus denir.Aktif nüfus içinde olup da belli bir işi olmayan nüfusa da işsiz nüfus adı verilir.15

    16. Sayfa
    Bir ülkede aktif nüfusun ve bunun içindeki çalışan nüfus oranının büyüklüğü o ülkenin gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi verir.{5C22544A-7EE6-4342-B048-85BDC9FD1C3A}Ülke (Yıl)Çalışan Nüfus (%)İşsiz Nüfus (%)Almanya (2012)94,65,4ABD (2012)92,37,7Türkiye (2013)90,39,7Afganistan (2008)6436Fransa (2012)89,310,7Azerbaycan (2009)946Kaynak: wikipedia.org ve TÜİK16

    17. Sayfa
    19802000%%Çalışan nüfusun sektörel dağılımının nasıl bir durum gösterdiği gelişmişlik açısından önemlidir. Bu konuda belirleyici olan faaliyet kolları Tarım (birincil), Sanayi (ikincil) ve Hizmet (üçüncül) sektörüdür. Gelişmiş ülkelerde tarımda çalışanların toplam çalışanlar içindeki payı azdır. Geri kalmış ülkelerde ise çalışan nüfus daha çok tarım sektöründe toplanmıştır.Grafik: Türkiye’de çalışan nüfusun 1980 ve 2000 yıllarında iş kollarına göre dağılımı17

    18. Sayfa
    {5C22544A-7EE6-4342-B048-85BDC9FD1C3A}ÜlkelerTarım (%)Sanayi (%)Hizmet (%)Türkiye48,412,938,6ABD 8,427,763,9Fransa 7,431,361,3İtalya10,933,156,0Belçika 2,929,367,8Yunanistan28,528,143,4Irak31,022,047,0Pakistan55,016,029,0Mısır46,020,034,0Grafik: Türkiye’de ve bazı ülkelerde çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı (2000)18

    19. Sayfa
    Çalışan nüfusun iş kollarına dağılımı da farklılık göstermektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarından 2000 yılına kadar çalışanlar içinde tarım sektörünün payı %50’den fazla olmuştur. Ancak sayım yılları boyunca bu sektörde çalışanların payı giderek azalmıştır.{5C22544A-7EE6-4342-B048-85BDC9FD1C3A}YıllarTarım sektörü (%)195577,5196571,9197567,3198559,0199053,7200048,4Grafik: Türkiye’de çalışan nüfus içinde tarımda çalışanların payının yıllara göre değişimi19

    20. Sayfa
    İller düzeyinde de çalışanların sektörlere dağılımı faklılık gösterir. İstanbul, İzmir, Kocaeli, Ankara, Eskişehir, Bursa ve Tekirdağ gibi illerde tarımda çalışanların oranı %50’den azdır.Sanayileşmenin daha az olduğu Niğde, Aksaray, Karaman, Yozgat gibi illerde ve Doğu Anadolu’da bu oran %80’lere çıkabilmektedir.20

    21. Sayfa
    YıllarSEKTÖRLER19802000Tarım59,90%48,40%Hizmet27,80%38,60%Sanayi11,40%12,90%Diğerleri0,90%0,10%Türkiye’de sanayide çalışanların oranı ise yıllar içinde sürekli artmıştır. Buna rağmen tarım sektöründeki yoğunluk etkisini korumaktadır. 1980 yılında çalışanlar içinde sanayi sektörünün payı %11,4 iken 2000 yılında %12,9’a yükselmiştir.Hizmet sektöründe de aynı durum görülmektedir. Turizm, eğitim, sağlık, haberleşme, iletişim, ticaret, enerji, ulaşım ve inşaat gibi alanları kapsayan hizmet sektöründe çalışanların payı %38,6’dır (2000).21

    22. Sayfa
    D) Türkiye’de Eğitim DurumuNüfusun eğitim kalitesinin yüksek olması, kalkınmanın hızını belirleyen önemli bir faktördür. Her dönemde toplumların gelişmişlik durumu ile bilgiye ve eğitime verilen değer arasında paralellik vardır. Günümüz dünyasında hızla gelişen ülkeler kaynaklarının büyük bir bölümünü eğitime ayırmaktadır.22

    23. Sayfa
    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından bu yana eğitim konusunda azımsanmayacak gelişmelerin yaşandığı, okur-yazar oranının arttığı söylenebilir. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde kalındığı da bir gerçektir.1927201223

    24. Sayfa
    1927’de okuma çağındaki (6 ve daha yukarı yaşlardaki nüfus) nüfusun %11 kadarı okuryazar olduğu halde, 2012 yılında bu oran %95’e yükselmiştir.Okuryazarlık göstergelerinden kadın nüfusun az olması dikkat çeker.1927’deki nüfusta erkeklerin okuryazarlık oranı %17,5 iken, kadınların okuryazarlık oranı %4,5’tir.2012’de bu oran erkeklerde %98’i bulurken, kadınlarda %90’ı bulmuştur.24

    25. Sayfa
    BölgeBölge nüfusu içinde okur-yazar nüfus oranı (%)KadınErkekToplamMarmara829488İç Anadolu779285Ege779184Akdeniz738981Karadeniz708879Doğu Anadolu558168Güneydoğu Anadolu457660Grafik: Türkiye’de coğrafi bölgelere göre okur-yazar nüfus oranlarının cinsiyete göre dağılımı25

    26. Sayfa
    Kadın-erkek arasındaki okuryazarlık oranlarının farklılığı gelişmişlik düzeyi düşük bölgelerimizde ve yörelerimizde daha belirgindir.Örneğin; İstanbul’da %95’lere ulaşan kadın okuma yazma oranı Hakkari’de %35 gibi çok düşük bir değer göstermektedir.Bu durum daha çok kültürel yapının karmaşıklığı ve geleneklere bağlılık gibi nedenlerle açıklanabilir.26

    27. Sayfa
    İlköğretimden yüksek öğretime gidildikçe Türkiye’de okullaşma oranı düşmektedir.İlköğretimde %99’a ulaşan bu oran yüksek öğretimde %25’ler düzeyindedir. Bu durumun en önemli nedeni toplam nüfus içinde genç nüfusun fazla olması ve demografik yatırımların yetersiz kalmasıdır.27

    28. Sayfa
    Eğitimle ilgili sorunların giderilmesi için; nüfus artış oranının daha da düşürülmesi, okullardaki fiziki koşulların iyileştirilmesi, öğrencilerin ilgisini çekecek materyallerin arttırılması, derslik başına düşen öğrenci sayısının gelişmiş ülkelerdeki düzeye çekilmesi, öğretmen gereksiniminin akılcı yollarla karşılanması ve öğretmenlerin ekonomik sorunlarının giderilmesi yapılması gerekenlerden bazılarıdır.28

    29. Sayfa
    E) Türkiye’nin Kır ve Kent NüfusuBir ülkede nüfusun kır veya kentlerde yaşaması o ülkenin sosyal ve ekonomik durumunu yansıtır.Gelişmiş ülkelerde kırsal nüfus oranı %10’u geçmez.200 yıl öncesine kadar Dünya nüfusunun %3’ü şehirlerde yaşamaktaydı. Özellikle sanayileşmeye ve tarımda makineleşmeye bağlı olarak kent nüfusu hızla arttı.29

    30. Sayfa
    Şehir nüfus oranları Avrupa’da %71, Kuzey Amerika’da %65, Afrika’da %28 ve Asya’da %17’dir.Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda nüfusumuzun önemli bir kesimi kırsal kesimlerde yaşarken çok az bir kesimi kentlerde yaşamaktaydı.30

    31. Sayfa
    Türkiye’de kırsal ve kentsel nüfus miktarlarının 1927-2012 yılları arasındaki dağılımı%31

    32. Sayfa
    a) Türkiye’de Kırsal NüfusÜlkemizde nüfusu 10.000 altında bulunan yerleşmelerde yaşayan nüfusa kırsal nüfus denir. Bu nüfusun geçim kaynağı önemli ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.32

    33. Sayfa
    Türkiye’de Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında, kırlarda yaşayan nüfus, toplam nüfusun büyük bir bölümünü oluşturmaktaydı. 1927’de ülke nüfusunun yaklaşık %76’sı kırsal yerleşmelerde, %24’ü ise şehirlerde yaşıyordu. Kırsal nüfus 1980’lere kadar kent nüfusundan daha fazla olmuştur. İlk olarak 1985’te kırsal nüfus miktarı, kent nüfus miktarını geçmiştir.33

    34. Sayfa
    Türkiye’de kırsal ve kentsel nüfus miktarlarının 1927-2012 yılları arasındaki dağılımı%34

    35. Sayfa
    Türkiye genelinde, kent nüfusu, kır nüfusundan fazla ise de bölgeler arasında durum çok farklıdır.Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde kentleşmenin yeterince gelişememesi nedeniyle kırsal nüfus üstünlüğünü korumaktadır.Marmara ve Ege bölgeleri gibi gelişme düzeyinin yüksek olduğu yerlerde kırsal nüfus payı daha azdır.35

    36. Sayfa
    b) Türkiye’de Kentsel NüfusNüfusu 10.000’in üzerinde bulunan yerleşmelerde yaşayan nüfusa kentsel nüfus denir. Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana artan kentsel nüfus, son yıllarda daha da hız kazanmıştır.Özellikle 1950’den itibaren sanayileşmenin artması ve alt yapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi kentleşme süresinin artmasında en önemli unsurdur.36

    37. Sayfa
    1927’de nüfusun %24’ü kentlerde yaşamaktayken, 2012 yılında bu oran %78’i geçmiştir. Ancak gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında kentsel nüfus payının yine de düşük olduğu anlaşılır. Örneğin ABD’de %70, İngiltere’de %90, İsveç’te %85, Almanya’da %83 ve Japonya’da %75’tir.Türkiye dünya kent nüfus oranı olan %40’ın üstünde, gelişmiş ülkelere göre de orta düzeyde kent nüfus oranına sahip bir ülke konumundadır.37

    38. Sayfa
    Ülkemizde kentleşme süreci yıllara göre şu şekildedir:1923-1950 yılları arasında kentsel nüfus artış hızı azdır ve kent sayılabilecek yerleşmelerin sayısı da en düşük düzeydedir.1950-1985 arasında Türkiye ilk kez hızlı ve yoğun bir kentleşme süresine girmiştir. Kentsel nüfusun toplam nüfustaki payı 1950’de %30’a yaklaşmıştır. Bu dönemde zaman zaman kentleşme hızı yavaşlasa da artış eğiliminde değişiklik olmamıştır.38

    39. Sayfa
    1985’ten sonraki dönem, Türkiye’nin kırsal toplum yapısından kentsel toplum yapısına geçmeye başladığı bir süreç olarak kabul edilebilir. Kırsal bölgelerden kentlere doğru olan göçlere paralel olarak kentsel nüfus artışı hız kazanmıştır. 1999’a gelindiğinde il ve ilçe merkezlerindeki ortalama nüfus artış hızı %28 düzeyinde olurken, kırsal yerleşmelerde %7’ye yakın bir nüfus azalması görülmüştür.1927-2012 yılları arasında kentsel nüfus 17 kat artmıştır.39

    40. Sayfa
    Kentleşme ve kent nüfusunun artışı bölgeler, bölümler hatta yöreler arasında farklılık gösterir. Kentsel nüfusun miktarının ve toplam nüfus içindeki oranının en yüksek olduğu bölge Marmara Bölgesidir. Kentsel nüfus oranı en düşük olduğu bölge ise Karadeniz Bölgesidir.Karadeniz’de kentsel nüfusun düşük olmasında yer şekillerinin engebeli olması, göç vermesi, tarım ve ulaşım imkanlarının sınırlı olması oldukça önemlidir.40

Türkiye Nüfus Özellikleri Videoları

  • 3
    1 gün önce

    Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri izle Video Eğitim Bilişim Ağı

Türkiye Nüfus Özellikleri Soru & Cevap

  • 4

    3 yıl önce

    Soru : türkiye 'nin nüfusu genç midir? yaşlı mıdır?

    3 yıl önce
    Genç nüfus fazladır..

Türkiye Nüfus Özellikleri Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Kapak Resmi
Yazı İşlemleri
İlgili Yazılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin